Denge… Ya da balans… Veya muvazene…
Yaşam okyanusunun gelgit’lerinde boğulmamak için çırpınıp dururken, ruhumuzu dinleyebileceğimiz üç-beş dakikalar çalabildiğimizde zamandan, çoğumuz, vicdanımızın muhasebesini yapmaya kalkışırız. Bu eylem; kimimiz için o anda aklımıza esiveren sıradan bir hesaplaşma, kimimiz için periyodik aralıklarla yapılması lazım gelen bir ödev, kimimiz içinse hemen hemen her gün zaman yaratılıp yerine getirilmesi gereken bir zorunluluktur. Vicdan muhasebesinin yanında, aslında ondan daha da çok, yapmamız gereken bir başka analiz, çıkartmamız gereken bir başka envanter daha vardır iç dünyamızda: Varlığımızın muhasebesi… Bu, öyle bir muhasebe çeşididir ki, mali yılımız, anamızın karnında şekil bulmakla başlayıp, mezar taşımızın -şairin dediği gibi- ola ki, devasa bir çınarın altına dikilmesiyle nihayetlenir. Yıl sonları, bayramlar veya bunlar gibi insanların ruhuna dokunan özel günler, bu tarz muhasebe ve analizlerin yapılması ve eteğimizdeki tüm taşların dökülerek birer birer sayımlarının ya...