Bora Büke Hakkında...

Kırklareli doğumludur. 1924 sonrasında Lozan mübadili olarak Selanik'ten kopup Trakya'ya yerleşen bir aileye mensuptur. İlkokul, ortaokul ve liseyi Bursa’nın Gemlik ilçesinde okudu. 1984 yılında girdiği Anadolu Üniversitesi (AÖF) İktisat Bölümü’nü 1988’de ikincilikle bitirdi.

Kahramanmaraş’ta yedek subay olarak ifa ettiği askerlik görevinin ardından, 1991 yılında İstanbul'da Tarişbank’la bankacılık sektörüne adım attı. Daha sonra Tekstilbank ve Koçbank’ta çalıştı.

Son 20 yılı Koç Grubu'nda yöneticilikle geçen bankacılık kariyerini, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’de Vergi Uyum, Kontrol ve Raporlama Direktörü görevindeyken 2018 yılının Temmuz ayında emekliye ayrılarak sonlandırdı. Bu duruma paralel olarak, aynı tarih itibarıyla. Koç Kültür Sanat ve Tanıtım Hizmetleri Tic. A.Ş.’de sürdürmekte olduğu Yönetim Kurulu Üyeliği görevi de sonlanmış oldu.

İkinci baharına ertelediği projeleriyle (şiir çalışmalarını ve hikaye taslaklarını kitaplaştırmak, anılarını kaleme almak, fotoğraf odaklı gezilere daha çok vakit ayırmak vb) ilgilenmeye fırsat bulamadan, bu kez, 2007 yılında kurulan ve kuruluşundan emekli olduğu döneme kadar hem Denetim Kurulu Üyesi, hem hayata geçirilmesine liderlik ettiği web sitesinin Editörü ve Başyazarı olarak aktif rol üstlendiği ve hem de hemen hemen her yapı taşının altında izinin yer aldığı Yapı Kredi Spor Kulübü Derneği'nin mali işler departmanının başına geçme teklifini kabul ederek Dernek bünyesinde çalışmaya başladı.

Halen, sonradan unvanı Yapı Kredi Spor Kulübü olan yapının Mali İşler Müdürü olarak profesyonel iş yaşamını sürdürmektedir. Uzun zamandır yazı, şiir ve fotoğrafla ilgileniyor. Kültür odaklı gezmeyi ve heybesinde hatıra biriktirmeyi çok seviyor.

Çeşitli gazete ve dergilerde; deneme tarzında kaleme aldığı yazı, şiir, gezi izlenimi ve fotoğraflarıyla “Balıkçılar” temalı portfolyosu yayımlanmış, sergilerde fotoğraflarına yer verilmiştir.

Evli ve bir çocuk babasıdır.

Bora Büke, şu anda ziyaret etmiş olduğunuz "Yol Güncesi" başlıklı blog sayfasıyla ilgili olarak şunları söylüyor:

"Her bulutun gümüşten bir astarı vardır"... Nerede okuduğumu ve kime ait olduğunu maalesef hatırlayamadığım bu tarz özlü sözler, tıpkı deniz fenerleri gibidir; hem yönünüzü, hem de önünüzü aydınlatır.

 Son zamanlarda hayat felsefeme en çok uyan sözlerden biri bu oldu. Anlamı, her kötü durum, içinde mutlaka iyi, faydalı bir şey barındırır şeklinde özetlenebilir. "Her işte bir hayır vardır" atasözümüzün bir benzeri olarak da bakabilirsiniz.

Bir web sitesinde yer alan yazılarımın tamamının gizemli (!) bir el tarafından uçurulduğunu fark ettim geçenlerde... Bu da bende, uzun zamandan beri düşünce aşamasında olan bir hayalimi gerçekleştirmemi tetikledi. Böylesine bir pespayeliği kendine iş edinmiş o zavallı gizemli (!) ele, bu vesileyle buradan teşekkürlerimi sunuyorum:)

Umarım, bu mecrada, yollarımız sık sık kesişir şu kısacık hayat yolculuğumuzda...

Güncemde tuttuğum hayata dair notlarımı, vaktiyle yüreğimde iz bırakmış hatıralarımı, bazen duygularımı yansıtan şiirlerimikısa hikayelerimi, gezi izlenimlerimi, denemelerimi veya bu yolculukta karşıma çıkan ve kah imrendiğim, kah tiksindiğim ilginç insan portrelerini ders ya da ibret alınması için, sizlerle, özellikle de daha yolun başındaki genç dostlarımla paylaşıyor olmak bana büyük bir keyif verecektir.

Karınca kararınca bu paylaşımları yapmanın ve tecrübelerimi aktarmanın, içlerinde 16 yaşındaki biricik kızımın da yer aldığı ve her gün sokaklarda yüzlercesine rastladığım gözleri pırıl pırıl ışıldayan, geleceğimizi emanet ettiğimiz bizden sonraki genç nesle, ekmeğimi verip, bu yaşa kadar gelmemi sağlayan bu güzide toplum adına, hem bir vicdan, hem de bir vefa borcum olduğunu düşünüyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Denge… Ya da balans… Veya muvazene…

Trafalgar Meydanı

Denizlere dair ilk aşkım: İğneada…