Kayıtlar

Temmuz, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Denizlere dair ilk aşkım: İğneada…

Resim
Hırçın bir rüzgar… Göz alabildiğine kilometrelerce uzayan upuzun bir kumsal… Ve o kumsalı o bembeyaz köpükleriyle döven dalgalar… Çocukluğuma şöyle bir dönüp de anılarımı tazelemeye çalıştığımda aklımda kalanın sadece bu üç şey olduğunu anlıyorum: Rüzgar, kumsal ve bol köpüklü dalgalar… 1970’li yılların başında denizi ilk olarak İğneada’da görmüştüm ben. Aşkım ilk orada başlamıştı denizlere dair. Denize ve de Karadeniz’e elbette! O yörelerden ayrılmamızın ardından, çok istememe rağmen, uzun yıllar yolum bir türlü düşmek bilmedi o bölgeye. Yine de her daim yüreğimde bir özlem olarak kalmasını bildi İğneada… İğneada’ya İstanbul’dan gidebilmek için birden fazla alternatif var. En güzel güzergahın İstanbul-Saray-Vize-Poyralı-Demirköy ve İğneada olduğunda karar kıldım ve gişelerden sonra Çerkezköy çıkışından sapıp otobandan ayrıldım. Az sonra beni karşılayan ve sarının başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz değişik tonlarıyla bezenmiş o güzelim ayçiçeği tarlaları kilometreler boyunca Poyr...