Bir Sevdanın İzini Sürmek…
Beşiktaş’ta, Akaretler olarak bilinen, arnavut kaldırımlarıyla döşeli ve hemen hemen yarıya yakın bir bölümünün her iki tarafı da, XIX. yüzyılın ortalarında, İstanbul’un bitişik düzendeki ilk toplu konutları olarak saray hizmetkarları için inşa edilmiş sıra evleriyle çevrili dik yokuşu tırmanırsanız, Maçka’ya ulaşırsınız. Hani, Attila İlhan’ın bir şiirinde “ne vakit Maçka’dan geçsem / limanda hep gemiler olurdu” dediği, “ağaçların kuş gibi güldüğü” ve “rüzgarın insanın aklını başından aldığı” Maçka’ya… Köşedeki, İTÜ’ye ait İşletme Fakültesi’nin önünden sağa dönüp, gök kubbeye yükselen salkım saçak çınar ağaçlarının esintisini tüm bedeninizde duyumsayarak Teşvikiye’ye doğru çıktınız mı, tam Teşvikiye otobüs durağının karşısında, kısa bir süre öncesine kadar, yılların, canlı varlıklar üzerinde olduğu gibi, cansız varlıklar üzerinde de acımasızca hüküm sürdüğü yıpratıcı etkisine karşın, tarihi dokusunu -elinden geldiğince- muhafaza edebilmiş bir görünüm arz eden; son dönemlerde ...