Koç Grubu’na ve Yapı Kredi’ye Veda…
Ekranınıza düşen bu tarz e-postaları okumak kolaymış da, meğer, yazmak bir hayli zormuş gerçekten...
O halde, işin kolayına kaçıp, sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, eğer izin verirseniz: 13 Temmuz 2018 Cuma günü itibarıyla, Yapı ve Kredi Bankası’ndan emekli olarak ayrılıyorum.
“Başlayan her şey biter!” demiş Romalı filozof Seneca... Gerçek hayatta da karşılığı olan çok sevdiğim sözlerden biridir bu...
Herkesin hikayesi ayrıdır. 1991 yılının Ekim ayında, Tarişbank’ın Bakırköy Şubesi’nde “memur” ünvanıyla başlayan bir süreçti benimkisi...
Sonra Tekstilbank yılları... Ardından Koçbank... Son olarak da Yapı Kredi...
Yaklaşık 27 yıla yaklaşan ve arada 1 günlük dahi kopukluk olmayan uzun, upuzun bir maraton...
Ve filozofun öngördüğü gibi, bitti...
Neler sığmadı ki o 27 yıla... Özdemir Asaf’ın pek sevdiğim bir şiiridir. Aşağıya alıntılıyorum:
“her şarkının götürdüğü yer başka
hepsi başka başka sinmiş içime
biri Büyükdere’ye götürüyor
biri on altı yaşımın Kadıköy’üne
‘kimse sevgimi bilmez’ şarkısı
eskiden ağlatırdı beni
şimdi düşündürüyor...”
Şairi, o güzel şiirinde, şarkıların götürdüğü o güzel yerlere, beni de şu an, sizlere bu satırları karalarken, yukarıda adlarını andığım 4 güzide Banka götürüyor kendi iç dünyamda... Ve o duygusal yolculukta, hepsi içime başka başka sinen, kimler, kimler geçiveriyor gözlerimin önünden..
Allah’ıma şükürler olsun ki, tamamı olmasa bile, büyük çoğunluğu hep yüreği güzel insanlar girdi hayatıma... Burada hepsinin adlarını saymaya kalksam ve herbirine, analarının ak sütü gibi hak ettikleri teşekkürleri etmeye kalkışsam, bu kısa “Hoşçakal” mesajının boyutlarını katbekat aşacaktır.
Ama, bankacılık hayatımın başından itibaren doğrudan bağlı bulunduğum ve bana hem insani, hem ahlaki ve hem de iş anlamında çok çok büyük katkıları dokunmuş, birinci dereceden bağlı bulunduğum bazı Yöneticilerimin adlarını anmaz isem, akşam başımı yastığa koyduğumda, inanın rahat uyuyamam...
Bunlardan ilki, Tarişbank’taki daha ilk çömezlik aylarımda (1991 Ekim-1992 Eylül) talihin karşıma belki de bir şans olarak çıkardığı Muhasebe Şefim Erdoğan Altınok’tur. Ünvanı ne kadar alt seviyede olursa olsun insana saygı duymayı, onu aşağılamamayı, hor görmemeyi, insan onurunun üzerinde başkaca hiçbİr değer olmadığını, istemeden de olsa bir kalp kırdı isen fırsat yaratıp onu mutlaka tamir etmeyi meslek hayatımın daha İlk yılında Erdoğan Bey’den öğrendim ben...
Diğer ikisi, Tekstilbank yıllarımdaki (1992 Ekim-1998 Mart) Mali Kontrol Bölüm Başkanım rahmetli Nihat Türken ile Muhasebe Müdürüm sevgili Ahsen Özcan’dır. Nihat Bey’den çalışma disiplinini ve daha sonraki yıllarda bana bir hayli faydası dokunacak bir meziyet olan sabrın erdemini öğrendim. Ahsen Hanım’dan da, çalışanlarınız başta olmak üzere çevrenizdeki herkese şefkatle yaklaşmayı ve onları kırmamaya çalışmayı... Ah sevgili Ahsen Hanım, sizi öyle özlüyorum ki...
Son ikisi de Koçbank yıllarımın tamamı (1998 Nisan-2006 Kasım) ile Yapı Kredi yıllarımın (2006 Aralık-2012 Mayıs) büyük bir kısmında bana mürşitlik yapan, yol gösteren sevgili Direktörlerim Tahir Savtak ile Osman Günaydın’dır. Tahir Bey’den, hayatın sadece işten ibaret olmadığını, gerektiğinde karşılaştığı zorluklara nanik yapabilme cesaretine de bir insanın sahip olabilmesi gerektiğini öğrendim.
Osman Bey’se gerçek bir vizyonerdi. Bugün Yapı Kredi Bankası bünyesinde bir Yapı Kredi Spor Kulübü varsa eğer, onun ısrarlı takipçiliği; Banka bünyesinde Vergi Yönetimi adında bir Departman varsa eğer, onun organizasyon yeteneği sayesindedir. Her iki yapının kurulmasında Osman Bey’le birlikte benim de naçizane harcımın bulunması, değerli Yapı Kredi Ailesine ardımda bıraktığım en onurlu ve en kalıcı miraslardandır. Osman Bey’den o kadar çok şey öğrendim ki... En önemlileri, insandaki var olan yeteneği keşfetmek, onu korkmadan açığa çıkartmak ve o yeteneğin önünü açmak olmuştur. Keşke, bu konularda onun kadar başarılı olabilseydim.
Herbirine, bana kattıkları değer için, tıpkı açık denizlerdeki bir deniz feneri gibi, yolumu bulabilmek adına bana yol gösterdikleri için, kısacası, beni ben yaptıkları için huzurlarınızda teşekkür etmek, kendilerine şükranlarımı sunmak istiyorum.
Bu 27 yıllık süre zarfında, istemeden yaptığım hatalar, bilmeden kırdığım, incittiğim insanlar varsa eğer, ki mutlaka vardır, bu, onlardan öğrendiklerimin yanlışlığından değil, mutlaka ve mutlaka benim hatalı uygulamalarımdan kaynaklanmıştır. Herbirinden içtenlikle özür diliyor, aflarına sığınıyor, helallik istiyorum.
Bir teşekkür de, 20 yılı aşkın bir süredir büyük bir uyum ve işbirliği içinde çalıştığım Koç Holding Denetim Grubu’ndaki saygıdeğer Üstadlarıma ve değerli denetçi arkadaşlarıma... Sağolsunlar, varolsunlar...
Kuruluş aşamasından itibaren hemen hemen her bir taşında, hasbelkader katkımın olduğu Yapı Kredi Spor Kulübü’nün Yönetimindeki ve idari kadrosundaki Yöneticilerime, dostlarıma, arkadaşlarıma da, şahsıma duydukları güven ve gösterdikleri teveccüh için de ayrıca teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
Son teşekkürüm de, elbette, 25 yıla yaklaşan yöneticilik hayatımda, kahrımı çeken ekip arkadaşlarıma... Bu teşekkürü, şimdiye kadar birlikte çalıştığım tüm arkadaşlarıma/dostlarıma emeklilik dönemine adım attığım an itibarıyla ekibimin değerli üyeleri olan Esra, Aycan, Hür ve Arzu’nun şahısları aracılığıyla iletmek istiyorum.
Sağlıcakla kalın... Hakkınızı helal edin...
Selam, sevgi ve saygıyla…
Bora BÜKE
0532.574 92 94
AÇIKLAYICI BİLGİ NOTU:
Yukarıda yer alan satırlar,
Yapı ve Kredi Bankası Vergi Yönetimi Departmanı’nda “Vergi Uyum, Kontrol ve
Raporlama Direktörü” unvanıyla görev yaparken, 2018 Temmuz’unda Bankadan emekli
olarak ayrılmam dolayısıyla dostlarıma 14 Temmuz 2018 tarihinde e-posta olarak
iletmiş olduğum “veda” mesajımın tam metnidir.
İŞBU YAZIMI DUYURDUĞUM SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMIM (24.09.2026):
“Ya yazı, ya hayat..!”
Tanımış ve bir şeyleri paylaşmış olduğum için kendimi müthiş
derecede şanslı hissettiğim muhteşem insanların başlarında gelir bu sözün
sahibi: Çetin Altan… Haklıdır da. İkisini dengeleyebilmek oldukça zordur çünkü.
Mesela ben, o dengeyi kurmayı başaramayanlardan biriyim!
2018 Temmuz ayındaki Yapı Kredi Bankası emekliliğimin
ardından, şimdi de, o ayrılığın hemen üç ay sonrasında davet üzerine “Bütçe ve
Mali İşler Koordinatörü” olarak başladığım Yapı Kredi Spor Kulübü’ndeki (YKSK)
görevimden, 31.12.2025 tarihinde, bu kez Koç Grubu’nun yaş sınırı dolayısıyla
üçüncü baharıma başlayabilmek adına ayrıldım. Yönetimin teklif ettiği
“Danışman”lık görevim de 2026 Nisan ayının sonunda sonlanmış oldu.
Dile kolay, 1991 Ekim ayında Tarişbank’la başlayan
profesyonel kariyerim tam 35 yılını doldurmuş! İlk emekliliğimdeki üç aylık o
ara dönemi saymazsak, arada bir günlük dahi kopukluk olmayan uzun, upuzun bir
maratondu benimkisi. Bu yorgunluğun derin izlerini üzerimden atabilmek adına
YKSK ile bağlarım tamamen kopunca kendimi öyle bir “hayat”a vermişim ki, aradan
geçen o koca altı ayın nasıl geçip gittiğinin farkına dahi varamadım.
Çalışma hayatının yer yer mutedil rüzgarlı ve yer yer yıkıcı
fırtınalı havasından sonra, sevgili ailem ve değerli gerçek dostlarımla
geçirdiğim o huzurlu altı aylık zaman dilimi ruhuma öyle iyi geldi ki,
anlatamam… Bu huzurlu ve dingin zaman aralığında sanırım “yazı”yı dahi unutup
“hayat”a öncelik verdim; Cahit Sıtkı’nın o güzelim "Otuz Beş Yaş" şiirinde “ömrün yarısı” dediği 35 yıllık, belki
de çoğu kez yoğun çalışmadan dolayı hayatı ıskaladığım o koca zaman diliminin
acısını adeta çıkartırcasına...
Hatta, baktım, blog sayfamı bile güncellememişim. En son
güncelleme Mart ayında yapılmış olarak duruyor. O tarihten sonraki ilk
güncellememi günün mana ve ehemmiyetine uygun bir metinle yapmak istedim,
affınıza sığınarak. Ve “Yol Güncesi” başlıklı blog sayfama, 2018 Temmuz’unda
Yapı Kredi Bankası’ndan ayrılırken dostlarıma, astlarıma ve üstlerime gönderdiğim
veda mesajımın tam metnini koydum. O duygu yüklü satırlar, kişisel tarihimin
değerli bir hatırası olarak, ileride belki kızım ve torunlarım da okur diye
orada da bulunsun istedim.
Blog sayfamdaki yazının tamamını okumak için bir altta yer
alan bıraktığım linke tıklayabilirsiniz:
http://borabuke.blogspot.com
O yazımın ve bu paylaşımın üzerine koyduğum fotoğraf
çerçeveleri, yıllarca Bankadaki (YKB) çalışma masamın hemen arkasında durdu.
Koçbank’lı yıllarımdan bir hatıra olan sağdaki çerçevenin içinden yansıyan Vehbi
Bey'in o ışıltılı muzipçe gülümsemesi hep moral vermiştir bana... Soldaki
çerçevenin içinde de, biricik kızım Yağmur'un son fotoğraflarından biri
duruyordu. Yüreğimin her daim bir bahar çoşkusu içinde kalmasını sağlayan kızım
Yağmur'un…
Diğer fotoğrafta ise (alttaki), 2026 Nisan sonundaki ayrılışım
dolayısıyla Kulüp Yönetiminin düzenlediği veda yemeğinde şahsıma verilen plaket
yer alıyor. Sağolsunlar, beni mahcup eden güzel satırlar yazmışlar oraya. Hepsine ayrı ayrı teşekkür
ediyorum. Bu plaketi, yemeğin sonunda, özüne ve sözüne sonuna kadar itimat
ettiğim Yönetim Kurulu Üyemiz ve Saymanımız değerli Güçlü Borhan’ın elinden
almaksa beni ayrıca onurlandırdı. Bu plaketi ve bu hoş anıyı da paylaşmak
istedim.
Çalışma hayatına başlamadan evvelki ilk gençliğimde üç büyük
hayalim vardı: Koç Grubu'nda çalışmak, bir Ford araba sahibi olmak ve bir de
Koç Grubu’nun teamül haline getirdiği yaş sınırının sonuna kadar ülkemizin bu
nadide kurumuna hizmet etmek… Şimdi, bu üç hayalini de gerçekleştirmiş biri
olarak üçüncü baharına başlamış olmanın oldukça huzurlu bir mutluluğu var
üzerimde...
Hayatımın bu yeni döneminin başlangıç evresinde, ruhumda ve
yüreğimde esen deli rüzgarın bana hangi fırsatları getireceğinin ve kaderin,
gönlüme göre bana hangi kapıları açacağının tarifsiz bir heyecanı içindeyim.
Sağlıcakla kalın. Hakkınızı helal edin. Ve de bol şans
dileyin lütfen…
Selam, sevgi ve saygıyla…
İletişim: bora.buke@gmail.com


Yorumlar
Yorum Gönder